Blog ·
Havalimanında İngilizce check-in: pasaporttan kapıya dört cümle
Check-in bankosunda görevli genellikle üç şey sorar: pasaportunuzu, bagaj verip vermeyeceğinizi ve nerede oturmak istediğinizi. Her soruya bir cümle yeter; dört cümleyle pasaportu uzatmaktan kapıyı sormaya kadar gidersiniz.
Konuşmanın tamamı
Check-in bankosundaki sırada öne geldiniz:
Görevli: Good morning. May I see your passport? Siz: Here it is. I’m flying to Sydney. Görevli: Thank you. Are you checking any bags today? Siz: Just one suitcase, and this bag stays with me. Görevli: That’s fine. Window or aisle seat? Siz: An aisle seat near the front, if possible. Görevli: Row eight. Boarding starts at eleven twenty. Siz: Thank you. Which gate should I go to?
Türkçesi: Günaydın. Pasaportunuzu görebilir miyim? – Buyurun. Sidney’e uçuyorum. – Teşekkürler. Bugün bagaj veriyor musunuz? – Sadece bir valiz, bu çanta yanımda kalıyor. – Sorun değil. Pencere mi koridor mu? – Mümkünse öne yakın koridor koltuğu. – Sekizinci sıra. Biniş on bir yirmide başlıyor. – Teşekkürler. Hangi kapıya gitmeliyim?
En işe yarayan dört cümle
1. Here it is. I’m flying to Sydney.
Bir şey uzatırken Here it is ya da Here you go dersiniz. İkisi de “buyurun, istediğiniz bu” demektir.
Nereye gittiğinizi de söylemek, görevlinin uçuşunuzu daha hızlı bulmasını sağlar. Şöyle de diyebilirsiniz: I’m on the flight to Sydney.
Aktarmalı uçuyorsanız görevli şunu sorabilir: Is Sydney your final destination? (Son varış noktanız Sidney mi?) Öyleyse Yes demeniz yeterli. Değilse: No, I’m connecting to Melbourne.
2. Just one suitcase, and this bag stays with me.
check a bag, bagajı uçağın kargo bölümünde gitmesi için teslim etmek demektir. “Are you checking any bags today?” tam olarak bunu sorar.
stays with me, çantayı uçağa yanınızda götüreceğiniz anlamına gelir. Şöyle de diyebilirsiniz: This one’s my carry-on. (carry-on kabin bagajıdır.)
Verecek bagajınız yok mu? No, just a carry-on. İngiltere’de daha çok hand luggage duyarsınız; “check a bag” yerine de “check in a bag” denir.
Görevli ardından şunu diyebilir: Could you put it on the scale, please? (Teraziye koyar mısınız?) Ya da sorabilir: Are there any batteries or power banks in it? (İçinde pil ya da powerbank var mı?) Yedek powerbank’ler kargo bagajına konamaz, o yüzden yanınızda kalan çantaya koyun. Amerika’da bunlara çoğu zaman portable charger denir.
3. An aisle seat near the front, if possible.
aisle seat koridor tarafındaki koltuk, window seat pencere kenarındaki koltuktur; ikisinin arasındakine middle seat denir.
if possible isteği yumuşatır: varsa ne güzel, yoksa kimse zor durumda kalmaz. Şöyle de sorabilirsiniz: Do you have any aisle seats left?
near the front öne yakın demektir, uçaktan daha çabuk inersiniz. Hiç yer kalmadıysa görevli şöyle diyebilir: Sorry, we only have middle seats left.
4. Thank you. Which gate should I go to?
gate uçağa bindiğiniz kapıdır. Daha kısa bir soru: What gate is it?
Cevap şöyle olabilir: Gate twelve, but please check the screens. (On iki numaralı kapı, ama lütfen ekranlara bakın.) Check-in sırasında kapı çoğu zaman henüz belli olmaz, görevli sizi doğrudan ekranlara yönlendirebilir; belli olduktan sonra da değişebilir. Oraya gitmeden önce bir kez daha bakın.
Hemen önceki cümleye dikkat: Boarding starts at eleven twenty. Bu, binişin başladığı saattir (11.20) ve kalkış saatinden önce gelir. Planınızı kalkış saatine göre yapmayın.
Şimdi kendiniz söyleyin
İşte sizin dört cümleniz; her turda ipucu biraz daha azalıyor. Her turu sesli söyleyin, sadece içinizden değil.
Birinci tur, okuyarak:
Here it is. I’m flying to Sydney. / Just one suitcase, and this bag stays with me. / An aisle seat near the front, if possible. / Thank you. Which gate should I go to?
İkinci tur, birkaç anahtar kelime eksik:
Here it is. I’m ______ to ______. / Just one ________, and this bag _____ with me. / An _____ seat near the _____, if possible. / Thank you. Which ____ should I go to?
Üçüncü tur, sadece baş harfler:
H___ i_ i_. I’m f_____ t_ S_____. / J___ o__ s_______, a__ t___ b__ s____ w___ m_. / A_ a____ s___ n___ t__ f____, i_ p_______. / T____ y__. W____ g___ s_____ I g_ t_?
Dördüncü tur, sadece Türkçesine bakarak:
Buyurun. Sidney’e uçuyorum. / Sadece bir valiz, bu çanta yanımda kalıyor. / Mümkünse öne yakın koridor koltuğu. / Teşekkürler. Hangi kapıya gitmeliyim?
Dördüncü turu söyleyebiliyorsanız, bir dahaki sefere bankonun önünde kafanızda prova yapmanız gerekmez.
Pratiğe devam
Bu konuşma Unscript’te ücretsiz: görevlinin cümleleri standart telaffuzla sesli okunur, söylediğiniz her cümle kelime kelime karşılaştırılır ve metin dört aşamada adım adım silinir, yukarıdaki alıştırmaya benzer şekilde: “Check-in yapmak” konuşmasını açın.
Havalimanındaki aynı durumda bagajın fazla geldiği (ücretsiz), güvenlikten geçmek, kapıyı bulmak ve rötarlı uçuş (Pro) gibi konuşmalar da var. Cümleler farklı, çalışma şekli aynı.