Blog ·
İngilizce kahve siparişi: siparişten ödemeye dört cümle
Yurt dışında bir kafede size ne istediğinizi, yanında yiyecek bir şey alıp almayacağınızı, burada mı içeceğinizi yoksa paket mi olacağını ve nasıl ödeyeceğinizi sorarlar. Her soruya bir cümle yeter; dört cümleyle siparişten ödemeye kadar gidersiniz.
Konuşmanın tamamı
Sabah, işe giderken bir kafeye giriyorsunuz:
Barista: Hi there, welcome in! What can I get started for you today? Siz: Hi! Could I get a medium iced latte with oat milk, please? Barista: Got it. Anything to eat with that? The blueberry muffins just came out. Siz: Oh, perfect. I’ll take one blueberry muffin as well. Barista: Great. Is that for here or to go? Siz: To go, please. I’m heading to work. Barista: No problem. That’ll be nine twenty. Cash or card? Siz: Card, please. Can I tap my phone?
Türkçesi: Merhaba, hoş geldiniz! Bugün size ne hazırlayayım? – Merhaba! Yulaf sütlü orta boy buzlu latte alabilir miyim lütfen? – Anladım. Yanında yiyecek bir şey? Yaban mersinli kekler yeni çıktı. – Ah, harika. Bir de yaban mersinli kek alayım. – Harika. Burada mı yoksa paket mi? – Paket lütfen. İşe gidiyorum. – Sorun değil. Dokuz yirmi eder. Nakit mi kart mı? – Kart lütfen. Telefonumu okutabilir miyim?
En işe yarayan dört cümle
1. Hi! Could I get a medium iced latte with oat milk, please?
Sipariş en rahat bu sırayla verilir: boy → sıcak ya da soğuk → içecek → eklemeler. medium (orta boy), iced (buzlu), latte, with oat milk (yulaf sütüyle).
Can I get… / Could I get… Amerikan kafelerinde en sık duyacağınız iki sipariş başlangıcıdır. Could biraz daha kibardır; ikisi de katı durmaz.
Bir şeyi söylemeyi unutursanız barista sorar: What size? (Hangi boy?) Hot or iced? (Sıcak mı buzlu mu?) What kind of milk? (Ne sütü?) Eksik kelimeyi söylemeniz yeterli, örneğin: Oat, please.
2. Oh, perfect. I’ll take one blueberry muffin as well.
Barista bir şey önerdiğinde I’ll take… “o zaman … alayım” demektir. as well “de, da; ayrıca” anlamına gelir.
İstemiyorsanız: No, thanks. That’s all. Ya da daha rahat bir şekilde: I’m good, thanks.
3. To go, please. I’m heading to work.
for here or to go, burada mı kalacağınızı yoksa götürecek misiniz diye sormanın Amerikan usulüdür. Paket: To go. Burada: For here.
İngiltere’de daha çok eat in or take away duyarsınız. Soru aynı; paket için Take away, please dersiniz.
İkinci yarı, I’m heading to work, şart değil; ama böyle birkaç kelime eklemek konuşmayı çok daha doğal kılar.
4. Card, please. Can I tap my phone?
tap, ödemek için telefonu ya da kartı okuyucuya dokundurmak demektir. Şöyle de sorabilirsiniz: Can I pay with my phone?
Fiyatlar çoğu zaman iki parça halinde söylenir: nine twenty 9.20 demektir. That’ll be…’dan sonra gelen, toplam tutardır.
Sipariş verirken (genellikle ödemeden önce) Amerika’daki birçok kafede barista şunu sorar: Can I get a name for that? (Bir isim alabilir miyim?) İsmi bardağa yazarlar, o yüzden söylemesi kolay bir isim verin. Öderken şunu da sorabilirler: Would you like a receipt? (Fiş ister misiniz?) İstemiyorsanız: No, thanks.
Şimdi kendiniz söyleyin
İşte sizin dört cümleniz; her turda ipucu biraz daha azalıyor. Her turu sesli söyleyin, sadece içinizden değil.
Birinci tur, okuyarak:
Hi! Could I get a medium iced latte with oat milk, please? / Oh, perfect. I’ll take one blueberry muffin as well. / To go, please. I’m heading to work. / Card, please. Can I tap my phone?
İkinci tur, birkaç anahtar kelime eksik:
Hi! Could I get a ______ iced _____ with oat ____, please? / Oh, perfect. I’ll take one _________ ______ as well. / To go, please. I’m _______ to ____. / Card, please. Can I ___ my _____?
Üçüncü tur, sadece baş harfler:
Hi! C____ I g__ a m_____ i___ l____ w___ o__ m___, p_____? / Oh, p______. I’ll t___ o__ b________ m_____ as w___. / To g_, p_____. I’m h______ to w___. / C___, p_____. C__ I t__ my p____?
Dördüncü tur, sadece Türkçesine bakarak:
Merhaba! Yulaf sütlü orta boy buzlu latte alabilir miyim lütfen? / Ah, harika. Bir de yaban mersinli kek alayım. / Paket lütfen. İşe gidiyorum. / Kart lütfen. Telefonumu okutabilir miyim?
Dördüncü turu söyleyebiliyorsanız, bir dahaki sefere tezgâhın önünde kafanızda prova yapmanız gerekmez.
Pratiğe devam
Bu konuşma Unscript’te ücretsiz: baristanın cümleleri standart telaffuzla sesli okunur, söylediğiniz her cümle kelime kelime karşılaştırılır ve metin dört aşamada adım adım silinir, yukarıdaki alıştırmaya benzer şekilde: “Kahve sipariş etmek” konuşmasını açın.
Aynı durumda baristadan öneri istemek (ücretsiz) ve içeceğinizi kendinize göre ayarlamak (Pro) gibi konuşmalar da var. Cümleler farklı, çalışma şekli aynı.