Eve götürmek
Bitiremiyorsun — kalanını götürmek istemek.
- Karşıdaki kişi
Are you still working on that?
Hâlâ onunla mı uğraşıyorsun?
- Sen
I'm done. Could I take the rest home?
Bitirdim. Kalanını götürebilir miyim?
- Karşıdaki kişi
Of course. I'll bring you a box.
Tabii. Size bir kutu getireyim.
- Sen
Could I have a bag as well, please?
Bir de poşet alabilir miyim lütfen?
- Karşıdaki kişi
No problem. Would you like the sauce packed separately?
Sorun değil. Sosu ayrı paketleyelim mi?
- Sen
Yes, separately would be better.
Evet, ayrı olsa daha iyi.
- Karşıdaki kişi
All packed. Here you go.
Hepsi paketlendi. Buyurun.
- Sen
Thank you. It was really delicious.
Teşekkürler. Gerçekten çok lezzetliydi.
Bu diyalogdaki kelimeler
- stillhâlâ; sade (su)
- workingçalışmak
- donebitti
- takealmak; sürmek
- restkalan; dinlenmek
- homeev
- courseyemek; tabii ki (of course)
- i'llyapacağım
- bringgetirmek
- problemsorun
- saucesos
- packedpaketlendi
- separatelyayrı ayrı
- betterdaha iyi
- reallygerçekten
- deliciouslezzetli
Bu durumdan daha fazlası
- Yemek sipariş etmekOrdering a Meal8 tur
- Masa ayırtmakBooking a Table8 tur
- Rezervasyonsuz girmekWalking In Without a Booking8 tur
- Ne iyi diye sormakAsking What's Good8 tur
- Alerji ve beslenmeAllergies and Dietary Needs8 tur
- Nasıl yapıldığını değiştirmekChanging How It's Made8 tur
- İçecek sipariş etmekOrdering Drinks8 tur
- Yanlış yemeği getirdilerThey Brought the Wrong Dish8 tur
- Yemek çok gecikiyorThe Food Is Taking Too Long8 tur
- Siparişe eklemekAdding to the Order8 tur
- Hesabı bölüşmekSplitting the Bill8 tur
- Hesabı istemekGetting the Bill8 tur
- Masa değiştirmek istemekAsking to Move Tables8 tur
- Yemekte bir sorun varSomething Is Wrong With the Food8 tur