Bir davette

Bir şey getirmek

Getirdiğini vermek.

Bringing Something · 8 tur · 4 cümleyi sen söylüyorsun

  1. Karşıdaki kişi

    You really did not need to.

    Gerçekten gerek yoktu.

  2. Sen

    It is only a small thing.

    Sadece küçük bir şey.

  3. Karşıdaki kişi

    Shall I open it now?

    Şimdi mi açayım?

  4. Sen

    Please do. I hope you like it.

    Lütfen. Umarım beğenirsin.

  5. Karşıdaki kişi

    This is beautiful. Where did you find it?

    Bu çok güzel. Nereden buldun?

  6. Sen

    At the market near my flat.

    Evimin yanındaki markette.

  7. Karşıdaki kişi

    I will use it every morning.

    Her sabah kullanırım.

  8. Sen

    That is exactly what I hoped.

    Tam da umduğum şey.

Bu diyalogdaki kelimeler

  • reallygerçekten
  • needihtiyaç duymak
  • onlysadece
  • smallküçük
  • thingşey
  • openaçık; açmak
  • hopeummak
  • beautifulgüzel
  • findbulmak
  • marketmarket
  • nearyakın
  • flatdaire; düz
  • everyher
  • morningsabah
  • exactlytam olarak
  • hopedumuyordu

Bu durumdan daha fazlası