# Havalimanında İngilizce check-in: pasaporttan kapıya dört cümle

_Unscript ekibi · 28 Eylül 2026_

Check-in bankosunda görevli genellikle üç şey sorar: pasaportunuzu, bagaj verip vermeyeceğinizi ve nerede oturmak istediğinizi. Her soruya bir cümle yeter; dört cümleyle pasaportu uzatmaktan kapıyı sormaya kadar gidersiniz.

### Konuşmanın tamamı

Check-in bankosundaki sırada öne geldiniz:

> **Görevli:** Good morning. May I see your passport?
> **Siz:** Here it is. I'm flying to Sydney.
> **Görevli:** Thank you. Are you checking any bags today?
> **Siz:** Just one suitcase, and this bag stays with me.
> **Görevli:** That's fine. Window or aisle seat?
> **Siz:** An aisle seat near the front, if possible.
> **Görevli:** Row eight. Boarding starts at eleven twenty.
> **Siz:** Thank you. Which gate should I go to?

Türkçesi: Günaydın. Pasaportunuzu görebilir miyim? – Buyurun. Sidney'e uçuyorum. – Teşekkürler. Bugün bagaj veriyor musunuz? – Sadece bir valiz, bu çanta yanımda kalıyor. – Sorun değil. Pencere mi koridor mu? – Mümkünse öne yakın koridor koltuğu. – Sekizinci sıra. Biniş on bir yirmide başlıyor. – Teşekkürler. Hangi kapıya gitmeliyim?

### En işe yarayan dört cümle

**1. Here it is. I'm flying to Sydney.**

Bir şey uzatırken **Here it is** ya da **Here you go** dersiniz. İkisi de "buyurun, istediğiniz bu" demektir.

Nereye gittiğinizi de söylemek, görevlinin uçuşunuzu daha hızlı bulmasını sağlar. Şöyle de diyebilirsiniz: I'm on the flight to Sydney.

Aktarmalı uçuyorsanız görevli şunu sorabilir: Is Sydney your final destination? (Son varış noktanız Sidney mi?) Öyleyse Yes demeniz yeterli. Değilse: No, I'm connecting to Melbourne.

**2. Just one suitcase, and this bag stays with me.**

**check a bag**, bagajı uçağın kargo bölümünde gitmesi için teslim etmek demektir. "Are you checking any bags today?" tam olarak bunu sorar.

**stays with me**, çantayı uçağa yanınızda götüreceğiniz anlamına gelir. Şöyle de diyebilirsiniz: This one's my carry-on. (carry-on kabin bagajıdır.)

Verecek bagajınız yok mu? No, just a carry-on. İngiltere'de daha çok **hand luggage** duyarsınız; "check a bag" yerine de "check in a bag" denir.

Görevli ardından şunu diyebilir: Could you put it on the scale, please? (Teraziye koyar mısınız?) Ya da sorabilir: Are there any batteries or power banks in it? (İçinde pil ya da powerbank var mı?) Yedek powerbank'ler kargo bagajına konamaz, o yüzden yanınızda kalan çantaya koyun. Amerika'da bunlara çoğu zaman portable charger denir.

**3. An aisle seat near the front, if possible.**

**aisle seat** koridor tarafındaki koltuk, **window seat** pencere kenarındaki koltuktur; ikisinin arasındakine **middle seat** denir.

**if possible** isteği yumuşatır: varsa ne güzel, yoksa kimse zor durumda kalmaz. Şöyle de sorabilirsiniz: Do you have any aisle seats left?

near the front öne yakın demektir, uçaktan daha çabuk inersiniz. Hiç yer kalmadıysa görevli şöyle diyebilir: Sorry, we only have middle seats left.

**4. Thank you. Which gate should I go to?**

**gate** uçağa bindiğiniz kapıdır. Daha kısa bir soru: What gate is it?

Cevap şöyle olabilir: Gate twelve, but please check the screens. (On iki numaralı kapı, ama lütfen ekranlara bakın.) Check-in sırasında kapı çoğu zaman henüz belli olmaz, görevli sizi doğrudan ekranlara yönlendirebilir; belli olduktan sonra da değişebilir. Oraya gitmeden önce bir kez daha bakın.

Hemen önceki cümleye dikkat: **Boarding starts at eleven twenty.** Bu, binişin başladığı saattir (11.20) ve kalkış saatinden önce gelir. Planınızı kalkış saatine göre yapmayın.

### Şimdi kendiniz söyleyin

İşte sizin dört cümleniz; her turda ipucu biraz daha azalıyor. **Her turu sesli söyleyin**, sadece içinizden değil.

**Birinci tur, okuyarak:**

Here it is. I'm flying to Sydney. / Just one suitcase, and this bag stays with me. / An aisle seat near the front, if possible. / Thank you. Which gate should I go to?

**İkinci tur, birkaç anahtar kelime eksik:**

Here it is. I'm ______ to ______. / Just one ________, and this bag _____ with me. / An _____ seat near the _____, if possible. / Thank you. Which ____ should I go to?

**Üçüncü tur, sadece baş harfler:**

H___ i_ i_. I'm f_____ t_ S_____. / J___ o__ s_______, a__ t___ b__ s____ w___ m_. / A_ a____ s___ n___ t__ f____, i_ p_______. / T____ y__. W____ g___ s_____ I g_ t_?

**Dördüncü tur, sadece Türkçesine bakarak:**

Buyurun. Sidney'e uçuyorum. / Sadece bir valiz, bu çanta yanımda kalıyor. / Mümkünse öne yakın koridor koltuğu. / Teşekkürler. Hangi kapıya gitmeliyim?

Dördüncü turu söyleyebiliyorsanız, bir dahaki sefere bankonun önünde kafanızda prova yapmanız gerekmez.

### Pratiğe devam

Bu konuşma Unscript’te ücretsiz: görevlinin cümleleri standart telaffuzla sesli okunur, söylediğiniz her cümle kelime kelime karşılaştırılır ve metin dört aşamada adım adım silinir, yukarıdaki alıştırmaya benzer şekilde: ["Check-in yapmak" konuşmasını açın](/tr/scenes/airport-checkin/).

Havalimanındaki aynı durumda bagajın fazla geldiği (ücretsiz), güvenlikten geçmek, kapıyı bulmak ve rötarlı uçuş (Pro) gibi konuşmalar da var. Cümleler farklı, çalışma şekli aynı.

---

İlk olarak şurada yayımlandı: https://hintlib.com/tr/blog/airport-check-in-english/
Unscript · iPhone için İngilizce konuşma pratiği: https://apps.apple.com/app/id6803985536?pt=128621841&ct=bmd-airport-check-in-english-tr&mt=8
